Ebeveyn soruları ve sık duyulan yanlışlar
Kısa yanıt: Skolyozun geç fark edilmesi çoğu ailede ihmalin değil, tablonun sessizliğinin sonucudur. Eğrilik çocukların büyük bölümünde ağrı yapmaz, giysinin altında gözden kaçar ve Türkiye'de skolyoz ulusal bir tarama programının parçası değildir. Bu sayfa velilerin gece aradığı soruları ele alıyor: suçluluk, dolaşımdaki yaygın yanlışlar, internette okunan iddiaların nasıl değerlendirileceği, durumu çocuğa anlatmanın yolu, egzersizi reddeden ergen, beden imajı, evdeki görüş ayrılığı, hangi soruyu kime sormak gerektiği ve bu sürecin kimin için uygun olmadığı.
Ben suçlu muyum, neden daha önce fark etmedik?
Bu soru genellikle tanı gününün akşamında, ev sessizleştikten sonra aranır. Altında tek bir cümle yatar: “bunu benim görmem gerekirdi.” Yanıt, eğriliğin nasıl ilerlediğine bakınca ortaya çıkıyor, çünkü buradaki suçluluk duygusunun gerçekte dayanağı zayıftır.
İdiyopatik skolyoz çocukların çoğunda ağrısızdır. Binlerce çocuğun incelendiği serilerde ilk başvuru anında sırt ağrısı bulunanlar azınlıkta kalıyor. Şikâyeti olmayan çocuk anne babasına bir şey söylemez, okul çıkışında sırtını göstermez, gece ağrıdan uyanmaz. Fark edilmesini sağlayacak tek işaret gövdedeki asimetridir ve o asimetri kışın kazağın, yazın bol tişörtün altında durur.
İkinci neden yaş penceresinin kendisidir. Eğriliğin en hızlı değiştiği dönem, çocuğun mahremiyet duygusunun yeni yeni keskinleştiği dönemle çakışır. On bir yaşından sonra pek çok çocuk odasının kapısını kapatarak giyinir. Muayenede velilere çocuklarının çıplak sırtını en son ne zaman gördükleri sorulduğunda alınan yanıt çoğu zaman şudur: hatırlamıyorum, herhalde ilkokulda.
Üçüncü neden kişisel değil, sistemseldir. Türkiye'de skolyoz taraması ulusal programlar arasında yer almaz, bazı illerde il sağlık ve millî eğitim müdürlükleri arasında imzalanan protokollerle yürütülür. Bu tablonun ayrıntısı çocuk ve ergenlerde skolyoz sayfasındadır. Yani "okulda tarasalardı yakalanırdı" cümlesi, çocuğun hangi ilde ve hangi yıl okuduğuna bağlı bir cümledir ve velinin denetiminde olan bir şey değildir.
Geçmişe dair dürüst olan şudur. Eğriliği altı ay önce görmüş olmak izlem takvimini erkene çeker ve bazı çocuklarda karar penceresini genişletir. Bunun aksini söylemek gerçeği yumuşatmak olur. Buna karşılık geçmişteki bir gecikmenin bugünkü karşılığı suçluluk değildir. Bugünden sonrasını kontrollerin aksatılmaması, ölçümlerin aynı yöntemle tekrarlanması ve verilen programın sürdürülmesi belirler. Suçluluk duygusu bu üç işi de zorlaştırır.
Bende de skolyoz var, ben mi aktardım?
Skolyozu olan bir anne ya da baba için tanı günü iki katmanlı geçer. Bir yandan çocuğun tablosu konuşulur, öte yandan kendi ergenliği geri gelir. Kendisi korse takmışsa, takmadığı için pişmansa ya da hiç izlenmemişse, o hikâye çocuğunkinin üzerine biner.
İdiyopatik skolyozda bugün üzerinde uzlaşılan açıklama çok faktörlü bir genetik yatkınlıktır. Tek bir gene ya da tek bir çevresel etkene bağlanamaz, dolayısıyla belirli bir kişiye ya da belirli bir davranışa da bağlanamaz. Ailede skolyoz bulunması, çocuğun sırtına bakma alışkanlığını sürdürmek için makul bir gerekçedir. Bir suç kaydı değildir.
Kardeş sorusu da aynı yerden gelir. Aynı yaş penceresindeki kardeşe arkadan bakmak ve bir asimetri görüldüğünde hekime başvurmak akla yatkındır. Bunun bir tarama programı sayılmadığını ve kardeşte eğrilik çıkacağı anlamına gelmediğini de eklemek doğru olur. Evde nasıl bakılacağı evde belirti fark etme sayfasında adım adım anlatılıyor.
Skolyozu olan çocuk mutlaka ağrı çeker mi?
Hayır. Bu, velilerin sık kurduğu ve çok yanıltan bir beklentidir. "Ağrısı olsaydı fark ederdik" cümlesi, tanının neden geç konduğunu açıklayan cümlenin ta kendisidir.
İdiyopatik skolyozlu binlerce çocuğun incelendiği bir seride ilk başvuruda sırt ağrısı bulunanlar azınlıktaydı, izlem boyunca ağrı geliştirenler ise daha da küçük bir gruptu. Yani çoğunlukta ağrı yoktur. Bunun tersi de doğrudur ve daha az bilinir: ağrısı olan çocukların bir bölümünde altta yatan başka bir omurga sorunu bulunmuştur. Bunlar arasında omurga kayması, sırtın yapısal kamburluğu, omurilik içinde sıvı dolu bir boşluk ve bel fıtığı yer alıyor. Bu grup küçüktür, ama belirgin ağrının araştırılmasını gerektirmeye yeter. Serinin büyüklüğü ve oranları çocuk ve ergenlerde skolyoz sayfasında veriliyor.
Erişkinlik tarafında da bir soru bekliyor: bu çocuk ileride sırtı ağrıyan bir yetişkin mi olacak? Tedavi edilmemiş, ergenlik döneminde başlamış idiyopatik skolyozu olan kişilerin elli yıl boyunca izlendiği ve ortalama altmış altı yaşında değerlendirildiği bir çalışma bu soruyu iki parçalı yanıtlıyor. Kronik sırt ağrısı bildirenlerin oranı karşılaştırma grubuna göre yüksek çıkmıştır ve bu açıkça söylenmelidir. Aynı çalışmanın ikinci bulgusu ilkinin yanında söylenmediğinde yanıltıcı olur: bildirilen ağrının çoğu hafif ya da orta şiddettedir ve grubun sağkalımı beklenenden farklı çıkmamıştır. İnternette sık karşılaşılan "skolyoz ömrü kısaltır" cümlesinin bu veride karşılığı yoktur. Erişkin dönemde tablonun nasıl seyrettiğini ve fizyoterapinin oradaki yerini yetişkinlerde skolyoz sayfası ele alıyor.
Velinin eline geçen tablo şudur. Ağrı yokluğu iyi haber sayılmaz, çünkü tanıyı geciktirir. Ağrı varlığı da tek başına kötü haber sayılmaz, ama araştırılması gereken bir başlıktır. Sırt ağrısı olan bir çocukta hekime başvurmadan egzersiz programına başlanmaz.
Büyüme bitince ilerleme durur mu?
Kısmen. Bu, sayfadaki inanışlar içinde tam olarak yanlış olmayan, fakat yarısı söylendiğinde zarar verenlerin başında gelir.
SOSORT kılavuzu iki eşik veriyor. Erişkinlikte ilerleme riski 30 dereceyi aşan eğriliklerde artar. 50 dereceyi aşan eğriliklerde ise erişkinlikte ilerlemenin neredeyse kaçınılmaz olduğu konusunda uzlaşı bulunduğu belirtilir. Bu iki cümle bir arada okunduğunda, büyümenin bitişinin bir bitiş çizgisi olmadığı, o ana kadar ulaşılmış derecenin geleceği belirlemeye başladığı an olduğu görülür.
Büyüme çağındaki izlemin ve gerektiğinde korsenin amacı burada netleşiyor. Amaç çocuğun sırtını düzgün göstermek değildir. Amaç, iskelet olgunluğuna mümkün olan en düşük dereceyle ulaşmasıdır, çünkü o derece sonraki elli yılın gidişatı hakkında bilgi taşır. Aile bu cümleyi duyduğunda çoğu zaman zamanlama sorusunu farklı sorar. "Şimdi başlamasak olmaz mı" yerine "kalan büyüme ne kadar" diye sorar ki doğru soru budur ve yanıtı tanı süreci ve takip sayfasında.
Egzersizle eğrilik tamamen düzelir mi?
Hayır. Bu sayfadaki en rahatsız edici madde budur ve bir fizyoterapi sitesinde yazması gerektiği için burada yazıyor. Aksini söyleyen bir tanıtım metni, kendi hizmetini kanıtın ötesinde sunmuş olur.
Kanıt şunu söylüyor. Skolyoza özgü egzersizleri inceleyen randomize çalışmalarda görülen ortalama değişim, röntgen ölçümünün kendi hata payının altında kalıyor. Bu çalışmaları bir araya getiren derlemeler de yararın kesinliğini düşük buluyor. Bir grup ortalamasındaki küçük fark, tek bir çocuk için "eğriliği azaldı" güvencesine çevrilemez. Sayılar, çalışmaların büyüklüğü ve kanıtın ayrıntısı korse ve egzersiz sayfasında.
Aynı derlemelerin ikinci bulgusu daha az konuşuluyor. Korse kullanan çocuklarda egzersizin korseye eklenmesi ilerlemeyi azaltabilir. Egzersizin yeri korsenin karşısı değil, yanıdır.
Buradan çıkan tablo şudur. Skolyoza özgü egzersizler, ilerlemenin yavaşlatılmasına ve gövde simetrisi ile yaşam kalitesi ölçümlerine katkı sağlayabilir. Yapısal bir eğriliği ortadan kaldırdıklarına dair kanıt yoktur. Korse endikasyonu konmuş bir çocukta korsenin yerini almazlar. Yöntemin kendi ilkeleri Schroth yöntemi sayfasında anlatılıyor.
Bir ailenin bunu duyduktan sonra sorduğu soru mantıklıdır: "madem tamamen düzeltmiyor, neden yapıyoruz?" Karar, düzelme ile düzelmeme arasında verilmiyor. İlerlemeye müdahale edilen bir süreçle hiç müdahale edilmeyen bir süreç arasında veriliyor. Bunu bir sonuç sözü gibi sunmamak da aynı dürüstlüğün parçasıdır.
Skolyoz nadir midir?
Hayır. Bu yanlış inanış diğerlerinden daha sinsi çalışır. Nadir olduğuna inanan bir veli, gördüğü asimetriyi başka bir şeye yorar. Omuz farkını çantaya, bel çukurundaki eşitsizliği duruşa, eteğin bir yanda yukarı kalkmasını terziye bağlar.
Türkiye'de yapılan ülke çapındaki tarama çalışması iki şeyi birlikte gösteriyor. Ortalama bir sınıfta bir ya da iki çocukta skolyoz beklenebilir, buna karşılık saptanan eğriliklerin çok büyük bölümü hafif sınıfta kalıyor. Bu iki bulgu birbirinin panzehiridir. Sıklık, "bizim çocukta olmaz" varsayımını bozar ve bakmayı sürdürmeyi gerektirir. Hafiflik oranı ise tanı günü kurulan "skolyoz demek ameliyat demek" zincirini gevşetir. Çalışmanın sayıları, yöntemi ve künyesi çocuk ve ergenlerde skolyoz sayfasında.
Ameliyat kararının hangi eşikler dolayında gündeme geldiği ve neyin bu sayfada yanıtlanamayacağı ameliyat kararı sayfasında ayrıntılı yazıldı.
Kısa yanıtı olan dört yaygın inanış
Aşağıdaki dört başlık velilerin sık duyduğu açıklamalardır. Dördü de günlük yaşamla ilgili olduğu için ayrıntılı karşılıkları okul, spor ve günlük yaşam sayfasında toplandı. Burada yalnızca kısa yanıtları var.
- Ağır okul çantası skolyoz yapar. Yapmaz. Ağır ya da kötü takılan bir çanta, eğriliği olan bir çocukta rahatsızlığı artırabilir. Çantayı hafifletmek makul bir davranıştır, eğriliğin nedenine dokunmaz.
- Yüzme skolyozu toparlar. Kanıt bu tavsiyeyi desteklemiyor, hatta yarışma düzeyinde yüzen gençlerde gövde asimetrisi açısından ters yönde bir bulgu var. Yüzme iyi bir spordur, skolyoz programının yerine geçmez.
- Kötü oturuş skolyoza yol açar. Duruşun yapısal skolyoza yol açtığına dair kanıt yoktur. Çökerek oturmak skolyotik duruşu taklit edebilir, omur gövdelerinin biçimini değiştirmez.
- Skolyoz varsa spor yasak. Tam tersi. Tam zamanlı korse kullanan gençleri izleyen bir kohortta düzenli spor yapanların orta vadeli sonuçları daha iyi çıkmıştır. Bu çalışma randomize değildir, yani spor yapan gençlerin motivasyon ve korse uyumu gibi başka açılardan da farklı olması ihtimali dışlanamaz. Buna karşılık bulgunun yönü, spor yasağı önerisini savunulamaz kılıyor.
İnternette okunan iddialar nasıl değerlendirilir?
Tanı gününden sonraki ilk hafta genellikle arama motorunda geçiyor. Karşılaşılan içeriklerin bir bölümü ölçülü, bir bölümü ise sonuç sözü veriyor. Aşağıdaki sorular bir iddianın ne kadar ağırlık taşıdığını anlamaya yarar ve hiçbiri tıp bilgisi istemez.
- Sayı nereden geliyor? Bir derece düşüşü bildiriliyorsa ölçümün kim tarafından, hangi filmle ve hangi yöntemle yapıldığı yazılı mı? Röntgen ölçümünün kendi hata payı vardır ve iki ayrı merkezde çekilmiş film arasındaki fark, gerçek bir değişimi gizleyebileceği gibi olmayan bir değişimi de gösterebilir.
- Tek bir çocuğun sonucu mu, bir çalışmanın sonucu mu? Tek bir öykü ilgi çekicidir, ama farklı yaşta ve farklı büyüme evresindeki başka bir çocuk hakkında bilgi taşımaz.
- Öncesi ve sonrası fotoğrafı ne gösteriyor? Duruş, ayak basışı, kamera açısı ve nefes, fotoğraftaki gövde görünümünü belirgin biçimde değiştirir. Fotoğraf, röntgende ölçülen dereceyle aynı şey değildir.
- Dilde belirsizlik payı bırakılmış mı? Sonucu kesin gösteren bir anlatım hem sağlıkta tanıtım düzenlemesine aykırıdır hem de kanıt tarafında bu kesinliği verecek bir veri bulunmuyor.
- Neyin yapılamayacağı da yazılı mı? Sınırını yazan bir metin, yalnızca yararını yazan bir metinden daha fazla bilgi taşır.
Bu soruların yanıtı bulunamıyorsa o içerik mutlaka yanlış demek değildir, doğruluğunun denetlenemediği anlamına gelir. Karar verirken elde tutulacak asıl belge çocuğun kendi röntgeni ve hekim değerlendirmesidir.
Ona "sen hastasın" hissi vermeden nasıl anlatılır?
Muayeneden çıkıp arabaya binilen ilk beş dakika genellikle günün en sessiz beş dakikasıdır. Çocuk arka koltukta bekler, veli ne kadarını söyleyeceğine karar vermeye çalışır. Söylenmeyen şeyin merak edilmediğini varsaymak yanlış olur, çünkü çocuk odadaki yüz ifadesini zaten okumuştur.
İşe yarayan çerçeve, durumu bir kimlik olarak değil bir ölçüm olarak anlatmaktır. "Senin omurgan biraz eğri" cümlesi ile "sen skolyoz hastasısın" cümlesi aynı bilgiyi taşır, farklı şey kurar. İkincisi çocuğa kendini tanımlayacağı bir etiket verir ve ergenlik yaşında bu etiket beklenenden hızlı yapışır.
Yaşa göre ayarlanan üç ölçü şöyle özetlenebilir. Sekiz on yaş aralığındaki çocuğa sırtın büyürken bazen biraz yana kaydığı, bunun için ara ara ölçüm yapılacağı söylenir, ayrıntılı derece konuşması bu yaşta işe yaramaz. On bir on dört yaşındaki çocuk kendi röntgenini görmek ve sayıyı bilmek ister, ona ölçümün ne olduğu ve neden tekrarlandığı anlatılır. On beş yaş üstündeki gence ise karar sürecinin içinde yer verilir, çünkü programı fiilen sürdürecek olan kişi odur.
Kaçınılması iyi olan birkaç alışkanlık da var. Çocuğun sırtı akraba ziyaretlerinde konuşulmaz, fotoğrafı aile grubunda paylaşılmaz, kardeşin önünde "bak onunki ne kadar düz" karşılaştırması yapılmaz. Muayenede duyulan cümlelerin evde tekrar tekrar anlatılması da çocuğun konuyu tamamen kapatmasına yol açar.
Çocuğum egzersizleri yapmayı reddediyor
Sabah kavgası, akşam kavgası, sonra velinin kendi tükenmişliği. "Her gün aynı tartışmayı edemem" cümlesi muayenede sık duyulur ve tamamen anlaşılırdır.
Zorlama işe yaramıyor. On üç yaşındaki bir gencin günde yirmi dakikayı isteksizce ve yanlış biçimde geçirmesi, programın kendisini de değersizleştirir, çünkü skolyoza özgü egzersizin değeri hareketin doğru yapılmasına bağlıdır. Kavganın bedeli iki katmanlıdır: hem egzersiz kaybedilir hem de konunun konuşulabilirliği kaybedilir.
Pratikte işe yarayan şey, programın çocuğun gününe yerleştirilme biçimidir. Sabit bir saat yerine sabit bir bağlantı noktası seçmek çoğu ailede daha kolay yürür: duştan önce, ders çalışmaya oturmadan önce, akşam yemeği sonrası. Süreyi kısaltıp sıklığı korumak, uzun ve aksatılan bir programdan daha sürdürülebilirdir. Programın hangi hareketlerinin gerçekten zorladığını konuşmak da işe yarar, çünkü direncin arkasında bazen tek bir hareketin ağrı vermesi ya da utandırması vardır.
Sınav dönemleri ayrı bir başlıktır. LGS ya da YKS hazırlığındaki bir gencin günü zaten doludur ve programın ilk elenen iş olması sık görülür. Bu aylarda programı tamamen bırakmak yerine terapistle birlikte kısaltılmış bir sürüm çıkarmak, sonra eski düzene dönmek daha gerçekçi bir yoldur. Aynı şey uzun tatiller ve taşınma gibi düzen bozan dönemler için de geçerli.
Direnç sürüyorsa bunu terapiste iletmek işe yarar. Program içeriği değiştirilebilir, ev programı sadeleştirilebilir, seans sıklığı gözden geçirilebilir. Velinin bu tabloyu tek başına çözmesi beklenmez. Ev programının nasıl kurulduğu seans nasıl geçer sayfasında anlatılıyor.
Bu paragraf doğrudan ergenin kendisine yazılmıştır. Bu senin başına gelen bir şey ve sebebi senin yaptığın bir şey değil. Kötü oturduğun, ağır çanta taşıdığın ya da spor yaptığın için olmadı. Egzersizi senin yerine yapabilecek kimse yok, annen de yapamaz, terapistin de yapamaz. Yapmak istemediğin günler olacak, bu normal. Zor gelen hareketi ya da utandığın bir şeyi söylemen, susup programı bırakmandan çok daha işe yarar.
Anne ile baba aynı fikirde değilse
Tanının ardından evde ikinci bir gerilim hattı açılabiliyor. Ebeveynlerden biri hemen başlamak ister, diğeri "abartmayalım, büyüyünce geçer" der. Aradaki fark çoğu zaman bilgi farkından değil, kaygının farklı biçimde yaşanmasından geliyor. Biri harekete geçerek baş eder, diğeri konuyu erteleyerek.
Bu tartışmanın çocuğun önünde yürütülmesinin iki sonucu oluyor. Çocuk hangi ebeveynin tarafında duracağını seçmek zorunda hisseder ve program, bir aile çatışmasının konusu haline gelir. Ayrılığı çözmenin pratik yolu tartışmayı görüşten ölçüme taşımaktır: rapordaki derece, kalan büyüme ve hekimin verdiği kontrol tarihi. İki ebeveynin aynı randevuda bulunması, aynı cümleleri aynı ağızdan duymalarını sağlar ve evdeki tartışmanın büyük bölümünü baştan bitirir.
Ayrı yaşayan ailelerde ek bir sorun daha var. Program iki evde birden yürümediğinde aksıyor, korse ya da ev egzersizi bir evde yapılıp diğerinde unutuluyor. Hangi günün kimde geçtiği ve takvimin nasıl paylaşılacağı baştan konuşulursa, çocuk bu yükü kendi başına taşımaktan kurtulur.
Aynadan ve fotoğraftan kaçınıyor, havuza girmek istemiyor
Bu cümle muayenede genellikle annelerden gelir ve çoğu zaman fısıltıyla söylenir. Kızının vücuduna bakmak istemediğini, plaj planlarını erteleyip durduğunu, sınıf fotoğrafında arka sıraya geçtiğini anlatır.
Bu bir yan detay değildir. Skolyozla ilgili çalışmalarda ölçülen sonuçlardan biri de yaşam kalitesidir ve beden imajı bu ölçümün içinde yer alır. Bir çocuğun havuza girmemesi ile eğriliğinin derecesi arasında doğrudan bir orantı da yoktur. Hafif bir eğriliği olan bir ergen yoğun biçimde etkilenebilirken, daha belirgin bir eğriliği olan başka bir ergen bunu hiç dert etmeyebilir.
Velinin elindeki en etkili araç, sırtın konuşulan bir konu olmaktan çıkarılmasıdır. Sürekli düzeltmek, sürekli fotoğraf çekmek ve her gün ilerleme sorgusu yapmak farkındalık yaratmaz, kaçınmayı büyütür. Kıyafet seçimi konusunda gence söz hakkı bırakmak da işe yarar, çünkü kendini rahat hissettiği kıyafetle havuza girmesi hiç girmemesinden iyidir.
Sosyal geri çekilme belirginleşiyorsa, yani arkadaş görüşmeleri azalıyor, okul isteksizliği başlıyor, uyku ve iştah değişiyorsa, ruh sağlığı desteği istenmelidir. Çocuk ve ergen ruh sağlığı hekimine başvurmak utanılacak bir adım değildir. Ruhsal zorlanma sürerken bir programın düzenli yürütülmesi de güçleşir, dolayısıyla bu destek fizyoterapi sürecinin dışında bir başlık sayılmaz. Korsenin sosyal tarafıyla ilgili pratik başlıklar okul, spor ve günlük yaşam sayfasında ele alındı.
Hangi soruyu kime sormak gerekiyor?
Ailelerin bir kısmı aylarını yanlış kapıda kaybediyor. Kaybedilen şey yalnızca bir randevu değil, çoğu zaman birkaç aydır. Aşağıdaki dağılım, sorunun türüne göre kime başvurulacağını gösteriyor.
| Soru | Kime sorulur |
|---|---|
| Tanı var mı, eğriliğin derecesi ve türü nedir | Hekim: Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon, Ortopedi ve Travmatoloji ya da Çocuk Ortopedisi |
| Röntgen çekilmeli mi, hangi aralıkla tekrarlanacak | İzlemi yürüten hekim |
| Korse gerekir mi, kaç saat takılacak, ne zaman bırakılacak | Korseyi reçete eden hekim |
| Ameliyat gündemde mi, riskleri ve sonuçları neler | Omurga cerrahisiyle ilgilenen hekim |
| Egzersiz programı, ev programı, günlük yaşam düzenlemesi | Skolyoza özgü eğitim almış fizyoterapist |
| Çocuğun ruhsal zorlanması, sosyal geri çekilme | Çocuk ve ergen ruh sağlığı ve hastalıkları hekimi |
Hangi hekim dalına başvurulacağı çoğu zaman erişilebilirliğe göre belirlenir ve bu yanlış bir başlangıç sayılmaz, çünkü ilk adım her durumda aynıdır: hekim değerlendirmesi. Görüntüleme gerekip gerekmediğine, hangi filmin çekileceğine ve hangi aralıkla tekrarlanacağına hekim karar verir. Tanı, ayakta çekilmiş tüm omurga röntgeniyle ve Cobb açısı (eğriliğin röntgende ölçülen derecesi) ölçümüyle doğrulanır. Bu yolun İzmir'deki işleyişi tanı süreci ve takip sayfasında anlatılıyor.
Randevu beklenmeden hekime başvurulması gereken durumlar da var. Dinlenmekle geçmeyen ya da geceleri uykudan uyandıran sırt ağrısı, kollarda veya bacaklarda uyuşma ile güçsüzlük, yürüyüşte ve dengede değişiklik bunların başında gelir. Bu bulguların tam listesi ve nasıl ayırt edileceği evde belirti fark etme sayfasındadır.
Bu süreç kimin için uygun değil?
Sağlık alanında herkesi kabul eden bir kapı, kimseye net bir şey söyleyemeyen kapıdır. Aşağıdaki durumlarda skolyoz fizyoterapisi ya uygun değildir ya da önce başka bir adım gerekir.
- Hekim değerlendirmesi ve görüntüleme yapılmamışsa. Tanı hekim tarafından konur. Hekim değerlendirmesi ve gerekli görülen görüntülemesi olmayan bir çocukta program kurulmaz, çünkü eğriliğin türü, derecesi ve kalan büyüme bilinmeden hedef belirlenemez.
- Ana şikâyet araştırılmamış bir ağrıysa. Belirgin sırt ağrısı olan çocukta öncelik hekim değerlendirmesidir. Ağrının nedeni her zaman eğrilik değildir.
- Cerrahi değerlendirme sınırına gelmiş bir eğrilikte. Bu tabloda yönlendirme omurga cerrahına yapılır. Fizyoterapi cerrahi kararın yerini almaz ve o kararı erteletmek için kullanılmaz.
- Korse endikasyonu konmuşken korseden kaçınmak için gelinmişse. Egzersiz korsenin yerine geçmez. Ailenin bunu bir alternatif olarak istemesi anlaşılırdır, ama karşılığı verilemez.
- Ev programının yürütülmesi mümkün değilse. Sonucu belirleyen esas iş seans arasındaki günlerde yapılır. Ailenin takvimi buna hiç uygun değilse bunu baştan konuşmak, aylar sonra hayal kırıklığı yaşamaktan iyidir.
- Çocuk iş birliğine hazır değilse. Skolyoza özgü egzersiz, çocuğun kendi gövdesini algılayıp düzeltmesini gerektirir. Yaşı ya da o günkü isteksizliği buna elvermiyorsa zamanlama yeniden değerlendirilir.
Bu klinikte yapılmayan şeyler de aynı açıklıkla yazılmalı. Tanı konmaz, röntgen istenmez, rapordaki derece yeniden yorumlanarak hekimin değerlendirmesinin yerine geçecek bir görüş verilmez, korse reçete edilmez, ilaç önerilmez. Bu sınırların yazılı olması, hangi soruyla nereye gidileceğini baştan gösterir.
"Takip edelim" dendiğinde bugün yapılabilecekler
Muayene biter, altı ay sonrasına kontrol verilir, aile elinde hiçbir görev olmadan dışarı çıkar. Bu cümle kaygıyı azaltmak yerine büyütür, çünkü aileye bekleme dışında bir iş bırakmaz. Oysa izlem döneminde yapılabilecek somut şeyler var ve bunların hiçbiri tedavi iddiası taşımıyor.
- Kontrol tarihini bugünden takvime yazın. İzlem aralığının kaçırılması, izlemin kendisinden daha sık karşılaşılan sorundur.
- Röntgen raporunun ve varsa görüntülerin bir kopyasını saklayın. İkinci ölçümün anlamı, birinciyle karşılaştırılabilmesinden gelir.
- Ölçümlerin mümkünse aynı merkezde ve aynı yöntemle tekrarlanmasını isteyin. Farklı yerlerde çekilen filmler arasındaki derece farkı, gerçek bir değişimi de gizleyebilir.
- Boy ölçümünü belirli aralıklarla kaydedin ve kızlarda ilk adet tarihini not edin. Bu bilgiler kalan büyümenin değerlendirilmesinde hekime yardımcı olur.
- Evde arkadan bakıyı belirli aralıklarla, abartmadan tekrarlayın. Her hafta yapılan bir kontrol, çocuğu konuya kapatır.
- Çocuğun sporunu ve fiziksel aktivitesini sürdürün. Kanıt bu yönde ve spordan uzaklaşmanın bir karşılığı yoktur.
- Bir sonraki randevuya yazılı soru listesiyle gidin. Muayene odasında akla gelmeyen soru, akşam eve dönünce hatırlanır.
Bu listenin amacı velinin çaresizlik hissini azaltmak, bunu yaparken bir sonuç vaadi kurmamaktır. Takip edilen bir çocuk, takipsiz bir çocuktan farklı bir yerde durur.
Bu sayfanın yanıtlayamadığı sorular
Bir rehberin değeri, yanıt verdiği sorular kadar yanıt veremediğini söylediği sorularda da görünür. Aşağıdaki başlıklar velilerin sık aradığı, buna karşılık burada yanıtlanmayan sorulardır.
- Ameliyatın başarı oranı, düzelme yüzdesi, riskleri, izi, boy üzerine etkisi ve sonrasındaki spor yaşamı. Bu başlıkların hepsi omurga cerrahına aittir ve nedeni ameliyat kararı sayfasında açıklanıyor.
- Belirli bir çocuğun kaç seansta ne kadar ilerleyeceği. Bu, çocuğun yaşına, kalan büyümesine, eğriliğin desenine ve programın sürdürülmesine bağlıdır, genel bir ortalamanın tek bir çocuk için karşılığı yoktur.
- Askerlik, meslek seçimi ve iş başvurusu gibi idari sonuçlar. Bunlar tıbbi değil mevzuat sorularıdır ve ilgili kurumdan öğrenilir.
- Ücret bilgisi. Sağlık alanındaki tanıtım düzenlemesi nedeniyle sitede ücret yer almaz. Ücretsiz on beş dakikalık ön görüşmede doğrudan konuşulur.
- Sosyal güvenlik kapsamı. Karşılanma koşulları başvurulan kuruma, hekim raporuna ve uygulamanın yapıldığı yere göre değişir, bilgi ilgili kurumdan alınmalıdır.
Bu sayfadaki bilgi, hekim değerlendirmesinin yerine geçmez. Tanı hekime aittir, fizyoterapi hekimin kararını uygular ve destekler.
Sık Sorulan Sorular
Ben suçlu muyum, daha erken fark etseydim bu duruma gelmez miydi?
Skolyoz çocukların büyük bölümünde ağrı yapmaz ve giysinin altında görünmez, dolayısıyla geç fark edilmesi olağan bir durumdur. Türkiye'de skolyoz ulusal tarama programlarının içinde de yer almaz, yani okulda yakalanmamış olması ailenin denetiminde olan bir şey değildir. Erken fark etmek izlem penceresini genişletir ve bunun aksini söylemek gerçeği yumuşatmak olur. Buna karşılık geçmişteki gecikmenin bugünkü karşılığı suçluluk değil, kontrollerin düzenli sürdürülmesidir.
Ona 'sen hastasın' hissi vermeden bu durumu nasıl anlatabilirim?
Durumu bir kimlik olarak değil bir ölçüm olarak anlatmak işe yarar. 'Omurgan biraz yana kaymış, ara ara ölçeceğiz' cümlesi ile 'sen skolyoz hastasısın' cümlesi aynı bilgiyi taşır ama ikincisi ergene yapışan bir etiket verir. Yaş da belirleyicidir: küçük çocuğa ölçüm yapılacağını söylemek yeterlidir, on beş yaş üstündeki genç ise karar sürecinin içinde olmak ister.
Çocuğum egzersizleri yapmayı reddediyor, nasıl motive edebilirim?
Zorlama işe yaramıyor, çünkü isteksizce ve yanlış yapılan bir hareketin karşılığı yok. Programı sabit bir saate değil günün sabit bir anına bağlamak, süreyi kısaltıp sıklığı korumak ve hangi hareketin zorladığını konuşmak çoğu ailede daha iyi yürüyor. Sınav dönemlerinde programı tamamen bırakmak yerine kısaltılmış bir sürüme geçmek daha gerçekçidir. Direnç sürüyorsa program içeriği terapistle birlikte gözden geçirilir, bunu velinin tek başına çözmesi beklenmez.
Kızım vücuduna bakmak istemiyor, aynadan ve fotoğraftan kaçınıyor.
Bu tablo ciddiye alınır ve eğriliğin derecesiyle doğru orantılı değildir, hafif bir eğrilikte de yoğun biçimde görülebilir. Evde sırtı sürekli konuşulan bir konu olmaktan çıkarmak, günlük fotoğraf ve ilerleme sorgusundan vazgeçmek çoğu zaman kaçınmayı azaltır. Arkadaş ilişkileri azalıyor, okul isteksizliği ya da uyku ve iştah değişikliği başlıyorsa çocuk ve ergen ruh sağlığı hekiminden destek istemek doğru adımdır.
Bende skolyoz var, çocuklarımda da olur mu, ailesel midir?
İdiyopatik skolyozda bugün üzerinde uzlaşılan açıklama çok faktörlü bir genetik yatkınlıktır, yani tek bir gene ya da tek bir kişiye bağlanamaz. Ailede skolyoz bulunması, çocuğun sırtına düzenli bakmak ve şüphede hekime başvurmak için makul bir gerekçedir. Bunun ötesinde bir suçluluk payı çıkarmak, verinin söylemediği bir şeyi söylemek olur.
Skolyozlu çocuğun kardeşleri de kontrol edilmeli mi?
Aynı yaş penceresindeki kardeşe arkadan bakmak ve öne eğilme sırasında sırtın iki yanını karşılaştırmak akla yatkındır. Bu bir tarama programı değildir ve kardeşte eğrilik çıkacağı anlamına gelmez. Bakının nasıl yapılacağı evde belirti fark etme sayfasında adım adım anlatılıyor.
Egzersizle eğrilik tamamen düzelir mi?
Kanıt bunu desteklemiyor. Randomize çalışmalarda görülen ortalama değişim, röntgen ölçümünün kendi hata payının altında kalıyor ve bu çalışmaları derleyen değerlendirmeler yararın kesinliğini düşük buluyor. Skolyoza özgü egzersizler ilerlemenin yavaşlatılmasına katkı sağlayabilir, korse endikasyonu konmuş bir çocukta korsenin yerini almaz. Sayılar ve kanıtın ayrıntısı korse ve egzersiz sayfasında.
Skolyoz ileride sırt ağrısına yol açar mı?
Tedavi edilmemiş, ergenlik döneminde başlamış idiyopatik skolyozu olan kişilerin elli yıl izlendiği çalışmada kronik sırt ağrısı bildirenlerin oranı karşılaştırma grubuna göre yüksek çıkmıştır. Fark gerçektir, buna karşılık bildirilen ağrının çoğu hafif ya da orta şiddettedir. Aynı çalışmada sağkalım beklenenden farklı çıkmamıştır, yani 'ömrü kısaltır' cümlesinin bu veride karşılığı yoktur.
Hiç tedavi yapılmazsa ne olur?
Bu soru bazen gerçek bir meraktan, bazen tedaviye başlayamayan ailenin sıkıntısından gelir ve yargılanmadan yanıtlanmalıdır. Belirleyici olan, çocuğun iskelet olgunluğuna kaç dereceyle ulaştığıdır: SOSORT kılavuzu erişkinlikte ilerleme riskinin 30 dereceyi aşan eğriliklerde arttığını, 50 derece üzerinde ise ilerlemenin neredeyse kaçınılmaz olduğu konusunda uzlaşı bulunduğunu belirtiyor. İzlemin sürdürülmesi, tedaviye başlanamasa bile en azından gidişin görülmesini sağlar.
Çocuğum artık havuza veya plaja girmek istemiyor.
Bu, sosyal geri çekilmenin sık görülen işaretlerinden biridir. Zorlamak yerine kıyafet seçiminde çocuğa söz hakkı bırakmak işe yarar, çünkü rahat hissettiği kıyafetle havuza girmesi hiç girmemesinden iyidir. Kaçınma yaygınlaşıyor ve arkadaş ilişkilerine yayılıyorsa ruh sağlığı desteği istenmelidir.
Çocuğum normal bir yaşam sürebilecek mi?
Türkiye'de yapılan ülke çapındaki tarama çalışmasında saptanan eğriliklerin çok büyük bölümü hafif sınıftadır. Uzun dönem verisi, tedavi edilmemiş eğriliklerde bile sağkalımın beklenenden farklı olmadığını gösteriyor. Buna karşılık aynı veride erişkinlikte kronik sırt ağrısı bildirme oranı karşılaştırma grubuna göre yüksektir ve bu da açıkça söylenmelidir. Her çocuğun gidişi kendi ölçümleri ve kalan büyümesi üzerinden değerlendirilir, bunu izleyen kişi hekimdir.
Skolyoz askerliği, meslek seçimini veya iş başvurularını etkiler mi?
Bu sayfa bu soruya yanıt vermiyor, çünkü konu tıbbi değil idari bir düzenleme meselesidir. Ölçüt, kişinin kendi tıbbi değerlendirmesi ile ilgili kurumun yürürlükteki düzenlemesidir. Bilginin ilgili kurumdan ve raporu düzenleyecek hekimden alınması gerekir.
Kaynaklar
- Negrini S, Donzelli S, Aulisa AG ve ark. "2016 SOSORT guidelines: orthopaedic and rehabilitation treatment of idiopathic scoliosis during growth." Scoliosis and Spinal Disorders, 2018;13:3.
- Ramirez N, Johnston CE, Browne RH. “The prevalence of back pain in children who have idiopathic scoliosis.” The Journal of Bone and Joint Surgery (American), 1997;79(3):364-368. doi:10.2106/00004623-199703000-00007
- Weinstein SL, Dolan LA, Spratt KF, Peterson KK, Spoonamore MJ, Ponseti IV. “Health and function of patients with untreated idiopathic scoliosis: a 50-year natural history study.” JAMA, 2003;289(5):559-567. doi:10.1001/jama.289.5.559
Gelin, önce tanışalım
Ücretsiz ön görüşmede (15 dk) sorularınız yanıtlanır; ardından isterseniz ayrıntılı değerlendirme (60 dk) planlanır.
Klinik Bornova / Evka 3'te, Erzene Mahallesi'ndedir; Evka 3 metro istasyonu yürüme mesafesinde, Ege Üniversitesi kampüsü ise yakın konumdadır. Ulaşım, çalışma saatleri ve randevu ayrıntıları iletişim sayfasında yer alır.
WhatsApp'tan yazın