Skolyoz Rehberi · Cerrahi Karar

Skolyozda ameliyat kararı

Kısa yanıt: Skolyoz tanısı alan çocukların büyük bölümü cerrahi değerlendirme sınırının çok uzağındadır. Uygulamada 45 ile 50 derece dolayı, cerrahi değerlendirmenin başladığı aralık olarak kabul edilir ve bu aralığa girmek ameliyat kararı verildiği anlamına gelmez. Kararı omurga cerrahı verir. Ameliyatın başarı oranı, riskleri, izi, boya etkisi, vidaların kalıcılığı ve sonrasındaki spor yaşamı bu sayfada yanıtlanamaz, çünkü bu rehberin dayandığı kaynak taramasında cerrahi sonuçlara ilişkin doğrulanmış veri bulunmuyor. Aşağıda hangi sorunun nerede yanıtlandığı açıkça yazılıyor ve muayeneye götürülebilecek bir soru listesi veriliyor.

Bu soruyu soran ailelerin çoğu eşiğin uzağında

Ameliyat sözcüğü, tanı gününde çoğu zaman kimse ağzına almadan odaya girer. Hekim eğriliğin varlığını söyler, birkaç ay sonrası için kontrol verir, aile arabaya biner. Akşam evde açılan ilk arama sayfası ise genellikle ameliyatın nasıl geçtiğiyle ilgilidir. Arama sırası da neredeyse hep aynıdır: önce ameliyat öncesi ve sonrası fotoğraflar, sonra çubuk ve vida görselleri, sonra en kötü senaryoyu anlatan bir forum yazısı.

Sayılar bu sıralamayı desteklemiyor. Türkiye'de yapılan ülke çapındaki tarama çalışmasında, skolyoz saptanan çocukların onda dokuzunda eğrilik hafif sınıfta kalmıştır. Bu oranın nereden geldiği, çalışmanın yöntemi ve künyesi çocuk ve ergenlerde skolyoz sayfasında veriliyor.

Bu oran bir güvence değildir. Büyümesi süren bir çocukta açı değişebilir ve bugünkü ölçüm gelecekteki ölçümü bağlamaz. İzlem tam da bu yüzden vardır. Yine de tanı gününde kurulan "bu iş ameliyata gider" cümlesi, çocukların büyük bölümü için gerçekleşmeyen bir cümledir. Arama geçmişindeki fotoğraflar ise ameliyat olmuş çocuklara aittir, yani baştan seçilmiş bir grubu gösterir.

Bu sayfa neyi yanıtlar, neyi yanıtlamaz

Aşağıdaki sorular velilerin en çok arattığı sorular arasındadır ve bu sayfada yanıtlanmayacaktır:

  • Ameliyatın başarı oranı ve eğriliğin kaç derece azaltılabildiği
  • Riskler ve komplikasyonlar, özellikle sinir hasarı, felç ve enfeksiyon olasılığı
  • Ameliyat izinin yeri, uzunluğu ve zamanla nasıl bir görünüm aldığı
  • Füzyonun, yani omurga seviyelerinin birleştirilmesinin boy uzamasına etkisi
  • Vida ve çubukların ömür boyu kalıp kalmayacağı
  • Ameliyattan sonra ne kadar eğilip bükülebileceği ve spora dönüp dönemeyeceği
  • Hastanede kalış ve iyileşme süresi
  • Farklı ameliyat teknikleri arasındaki farklar ve hangisinin kime uygun olduğu

Bunların yanıtsız bırakılmasının üç nedeni var. Birincisi, bu rehberin dayandığı kaynak taramasında cerrahi sonuçlara ilişkin doğrulanmış veri bulunmuyor. Doğrulanmamış bir yüzdeyi yazmak yerine soruyu adıyla yazıp boş bırakmak tercih edildi. İkincisi, bu başlıklar fizyoterapi kapsamının dışındadır. Üçüncüsü, bu soruların yanıtı çocuğun kendi tablosuna bakılarak verilir ve o tabloyu değerlendirecek kişi omurga cerrahıdır. Genel bir ortalamanın tek bir çocuk için karşılığı yoktur.

İnternette bu sorulara kaynak göstermeden yüzdeyle yanıt veren çok sayıda sayfa bulunuyor. Bir sayıyı yayımlayan kişi, o sayının hangi hasta grubundan ve hangi çalışmadan geldiğini de yazmak zorundadır. Kaynağını yazmayan bir sayı bilgi sayılmaz, izlenim üretir.

Bu sayfada yanıtlanabilen sorular ise şunlardır:

  • Cerrahinin hangi derece dolayında gündeme geldiği
  • Eşiğin ne anlama gelip ne anlama gelmediği
  • Kararı kimin verdiği
  • Konservatif tedavinin bu tabloda hedefinin ne olduğu
  • Korse ve egzersiz kanıtının "ameliyattan kaçınabilir miyiz" sorusuna verdiği yanıt
  • Kanıtın hangi noktada sustuğu
  • Fizyoterapinin nerede durduğu
  • Cerraha götürülecek somut soruların neler olduğu

Cerrahi hangi derece dolayında gündeme gelir

Skolyoz tanısı, Cobb açısının (eğriliğin röntgende ölçülen derecesi) 10 derece ve üzerinde olması ve eksen etrafı dönmenin ayırt edilebilmesiyle konur. Derecelerin ne anlattığı skolyoz nedir sayfasında ayrıca anlatılıyor. Burada yalnızca cerrahiyle ilgili olan üst aralık ele alınıyor.

2016 SOSORT kılavuzunun doğrulanmış iki eşiği var. Kılavuz, iskelet olgunluğunda 30 dereceyi aşan eğriliklerde erişkinlikte ilerleme riskinin arttığını, 50 dereceyi aşanlarda ise ilerlemenin neredeyse kaçınılmaz olduğu konusunda uzlaşı bulunduğunu belirtir. Cerrahi konuşmasının 50 derece dolayında yoğunlaşmasının gerekçelerinden biri de budur. Kılavuz bu bağı doğrudan kurmaz, ancak eşiğin klinik pratikteki karşılığı bu uzlaşıyla örtüşür. Sorun yalnızca bugünkü görünüm değildir, o dereceyle geçirilecek sonraki elli yıldır.

Cerrahi değerlendirme sınırı olarak yaygın biçimde 45 ile 50 derece arası anılır. Büyümesi süren bir çocukta 45 dereceyi aşan eğrilikler ve büyümesi tamamlandıktan sonra bu aralığın üzerinde ilerlemeyi sürdüren eğrilikler değerlendirmeye alınır. Bu değerler Scoliosis Research Society ile SOSORT pratiğinde yaygın kabul gören sınırlardır. Numaralı bir kural olarak tek bir belgeden çıkmış değildir, birikmiş klinik pratiğin ortak noktasıdır. Bu ayrımı yazmak, sayıyı olduğundan daha kesin göstermemek için gereklidir.

Ölçümün kendisinin de bir payı vardır. İki röntgen arasındaki birkaç derecelik fark, gerçek bir değişimden çok iki ayrı ölçümün doğal değişkenliğinden kaynaklanıyor olabilir. Bu pay küçük sayılmaz. Bu nedenle tek bir ölçüme bakılarak eğriliğin ilerlediği söylenmez, art arda gelen ölçümlerin gösterdiği yön izlenir.

Eşiği geçmek ameliyat kararı demek değildir

Eşik bir kapı gibi çalışmaz. Açının bu aralığa girmesi, cerrahın çocuğu ameliyat açısından değerlendirmeye alması anlamına gelir. Değerlendirmenin sonucu ameliyat olabileceği gibi izlemin sürmesi de olabilir.

Cerrahın bu değerlendirmede baktığı şeyler açıyla sınırlı değildir:

  • Çocuğun kalan büyümesi, yani iskelet olgunluğunun hangi aşamada olduğu
  • Art arda ölçümlerin gösterdiği gidiş, yani eğriliğin durduğu mu yoksa ilerlediği mi
  • Eğriliğin omurganın hangi bölgesinde olduğu ve tek mi çift mi olduğu
  • Gövdenin dengesi, omuz ve leğen hizası, çocuğun ayakta duruşunun bütünü
  • Çocuğun kendi şikâyeti, günlük yaşamının nasıl etkilendiği
  • Ailenin ve çocuğun kararı, çünkü ameliyat kararı hastanın onayıyla verilir

Bunun tersi de doğrudur. Eşiğin altında kalmak, konunun kapandığı anlamına gelmez. İskelet olgunluğunda 30 dereceyi aşan eğriliklerde erişkinlikte ilerleme riski arttığı için izlem büyüme bittikten sonra da sürer. Erişkinlik dönemi yetişkinlerde skolyoz sayfasında ayrıca ele alınıyor.

Bu sayfada birkaç kez tekrar edilecek olan cümleyi burada da yazmak gerekiyor. Ameliyat kararı hekimin kararıdır. Bir fizyoterapist bu kararı veremez, erteleyemez, gereksiz olduğunu söyleyemez. Bir eğriliğin ameliyat gerektirip gerektirmediğini söylemek fizyoterapi yetkisinin dışındadır ve bunu yapan her kaynak sınırını aşmıştır.

Konservatif tedavinin buradaki hedefi

2016 SOSORT kılavuzu, tedavi hedeflerini eğriliğin şiddetine göre ayırır. Şiddetli eğriliklerde birincil hedef 45 derecenin altında kalmak, ikincil hedef ise cerrahiyi ertelemektir. Kılavuzun kendi ifadesi budur ve bu iki hedefin sıralaması konservatif tedavinin bu tablodaki yerini tarif eder.

Bu sıralamanın veli için karşılığı önemlidir. Büyüme dönemindeki müdahale eğriliği geri çevirmeyi hedeflemez; hedef, çocuğun iskelet olgunluğuna olabildiğince düşük bir dereceyle ulaşmasıdır. Ulaşılan o derece, sonraki yılların gidişatını belirleyen sayıdır. Korse ve skolyoza özgü egzersiz bu hedefin araçlarıdır.

İkincil hedefin adının "ertelemek" olması dikkat çekicidir ve dürüstçe okunmalıdır. Ertelemek her zaman önlemek anlamına gelmez. Küçük yaşta ilerleyen bir eğrilikte ameliyatı büyümenin daha ileri bir aşamasına taşımak başlı başına bir kazanımdır, ancak bu, ameliyatın hiç yapılmayacağı anlamına gelmez. Kılavuzun bunu ayrı bir hedef olarak yazmış olması, konservatif tedavinin her çocukta cerrahiyi tamamen ortadan kaldırmadığının kabulüdür.

Korsenin hangi durumda gündeme geldiği ayrı bir konudur. Büyüme dönemindeki ilerleyici eğriliklerde 25 derece üzeri, korse konuşmasının açıldığı aralık olarak kabul edilir. Korsenin günlük saatleri, uyum sorunu ve okul hayatıyla nasıl yürüdüğü korse ve egzersiz sayfasında anlatılıyor.

Egzersiz ve korse ile ameliyattan kurtulabilir miyiz

Konservatif tedaviye bağlanan ailelerin çoğunun asıl sorusu budur ve genellikle en sona saklanır. Yanıtı ne düz bir evet ne de düz bir hayırdır. Yanıt bir olasılıktır.

Korsenin bu sorudaki yerini en güçlü biçimde gösteren çalışma BrAIST'tir. Bu çalışmada korse verilen çocukların bir bölümünde eğriliğin cerrahi sınıra ulaşması engellenmiş, geri kalanında ise sonuç değişmemiştir. Sayısal karşılığı, çalışmanın tasarımı ve kimlerin dahil edildiği korse ve egzersiz sayfasında veriliyor.

Bu bulgunun koşulsuz olmadığını da yazmak gerekiyor. Çalışmada sonucu belirleyen şey korsenin verilmiş olması değildi, çocuğun onu günde kaç saat taktığıydı. Günde altı saatin altında takılan bir korse, hiç takmamakla aynı sonucu vermiştir. Günlük giyim süresinin sonuca etkisi de aynı sayfada ayrıntısıyla anlatılıyor.

Bir ayrıntı daha var. BrAIST'te başarısızlık ölçütü ameliyatın kendisi değildi; eğriliğin 50 dereceye ulaşması sayılmıştı. Yani "cerrahiden korunma" ifadesi, bu eşik üzerinden kurulmuş bir çıkarımdır.

Egzersiz tarafında tablo daha temkinlidir. Skolyoza özgü egzersizlerin kanıtını bir araya getiren derlemeler, ölçülebilen etkinin daha çok hafif eğriliklerde görüldüğünü, cerrahi eşiğe yaklaşan eğriliklerde ise kontrol gruplarına göre anlamlı çıkmadığını bildirmiştir. Bu tartışmanın sayıları, künyeleri ve kanıtın kesinliğine dair değerlendirme yine korse ve egzersiz sayfasındadır.

Bu sayfaya ait olan cümle ise daha dardır. Cerrahi endikasyonu konmuş bir çocukta egzersiz cerrahinin yerine geçmez. "Egzersizle ameliyattan kurtarırız" cümlesini hiçbir çalışma desteklemez; hiçbir aileye böyle bir söz verilemez. Daha az iddialı olan cümle daha yararlıdır: konservatif tedavi olasılığı değiştirir, sonucu önceden söylemez.

Kanıtın sustuğu yer

Bir rehberin en zor bölümü, elindeki çalışmaların soruyu tam olarak yanıtlamadığını yazdığı bölümdür. Ameliyat başlığında bu durum açıkça vardır ve gizlenmesi velinin aleyhine olur.

Korse ve egzersiz çalışmalarının çoğu sonucu ameliyat üzerinden ölçmez. Ölçtükleri şey, eğriliğin belirlenmiş bir dereceye ulaşıp ulaşmadığı ya da altı ay ile iki yıl arasındaki bir dönemde Cobb açısının kaç derece değiştiğidir. Ameliyat kararı ise bundan çok daha uzun bir zaman ölçeğinde ve tek tek çocukların tablosuna bakılarak verilir. Aradaki bu boşluk, kanıt ile ailenin sorduğu soru arasındaki asıl mesafedir.

Bunun en açık örneği Schroth egzersizlerini inceleyen randomize çalışmalardan birinde görülür. Çalışmayı yürüten ekip, altı aylık Cobb açısı sonuçlarını yayımlarken, bu egzersizlerin uzun dönemde cerrahi oranını değiştirip değiştirmediğinin bilinmediğini kendi kısıtları arasında yazmıştır. Yani soruyu araştıranlar da yanıtın henüz elde olmadığını söylüyor.

Buradan çıkan sonuç konservatif tedavinin gereksiz olduğu değildir. Kılavuzun hedef sıralaması ve korse kanıtı yerinde duruyor. Çıkan sonuç daha dardır. Bir aileye "bu programı yaparsanız ameliyat olmazsınız" demenin arkasında duracak bir çalışma bulunmuyor. Böyle bir cümle kuran bir kaynakla karşılaşırsanız, dayandığı çalışmanın adını sorun.

Ameliyat olunmazsa ne olur

Bu soru yargılanmadan sorulabilmelidir. Bazen gerçek bir meraktır, bazen de maddi ya da lojistik nedenlerle sürece devam edemeyen bir ailenin sessiz itirafıdır. İki bilgiyi yan yana koymak, soruyu geçiştirmekten daha yararlıdır.

Birincisi, tedavi edilmemiş idiyopatik skolyozun elli yıl boyunca izlendiği bir çalışma vardır. Bu çalışmada kronik sırt ağrısı, skolyozu olan grupta karşılaştırma grubuna göre daha sık bildirilmiş, ancak ağrının büyük bölümü hafif ile orta şiddette kalmıştır. Yaşam süresi ise beklenen düzeyden farklı bulunmamıştır ve bu bulgu, ailelerin en sık dile getiremediği korkulardan birine doğrudan karşılık gelir. Oranlar ve çalışmanın ayrıntısı çocuk ve ergenlerde skolyoz sayfasında veriliyor. Bu verinin sınırı burada da geçerlidir: söz konusu grup tedavi görmemiş ve geç başlangıçlı eğriliklerden oluşuyordu, dolayısıyla bugün izlenen ve gerektiğinde korse verilen bir çocuğa doğrudan taşınamaz.

İkincisi ve karşı yöndeki bilgi, SOSORT kılavuzunun 50 derece uzlaşısıdır. Bu değeri aşan eğriliklerde erişkinlikte ilerlemenin sürmesi beklenir. Dolayısıyla "hiçbir şey olmaz" da doğru bir cümle olmaz.

Bu iki bilgi birbirini iptal etmez, birlikte okunur. Karar, bilinen bir seyir ile bilinen bir müdahalenin karşılaştırılmasıyla verilir; ortada ameliyat ile felaket arasında yapılan bir seçim yoktur. Bu karşılaştırmayı çocuğun kendi röntgeni üzerinden yapabilecek kişi omurga cerrahıdır. Buradaki iki paragraf, o görüşmeye hazırlıklı gitmek içindir.

Fizyoterapi nerede durur, nerede durmaz

Bir alanın neyi yapmadığını yazması, ne yaptığını anlatmasından daha bilgilendiricidir. Skolyozda fizyoterapinin yapmadıkları şunlardır:

  • Tanı koymaz. Skolyoz tanısı röntgen ve Cobb ölçümüyle hekim tarafından konur.
  • Röntgen istemez, tetkik yönlendirmesi yapmaz.
  • Korse reçete etmez. Korse kararı ve tipi hekimin kararıdır.
  • Ameliyat kararı vermez, verilmiş bir kararı geri çevirmez, "gerek yok" demez.
  • Hekimin planının yerine geçecek alternatif bir plan önermez.

Bunun pratikteki karşılığı açıktır. Cerrahi değerlendirme sınırına gelmiş bir eğrilikte önce hekime yönlendirme yapılır ve program ancak hekim değerlendirmesinden sonra kurulur. Nörolojik belirtiler, gece uykudan uyandıran ve dinlenmeyle geçmeyen ağrı ya da hızla değişen bir görünüm gibi durumlarda da yol aynıdır, önce hekim. Bu belirtilerin ne olduğu evde belirti fark etme sayfasında tek tek yazılıyor. Belirgin sırt ağrısının "skolyozun ağrısı" diye geçiştirilmemesi ve araştırılması gerektiği de aynı başlığın altındadır.

Fizyoterapinin yaptığı, hekim değerlendirmesinden sonra başlar. Değerlendirmenin nasıl yürüdüğü ve programın nasıl kurulduğu seans nasıl geçer sayfasında anlatılıyor.

Cerraha sorulacak sorular

Muayenede geçen süre kısadır ve o süre içinde duyulanın çok azı akılda kalır. Aşağıdaki liste yazdırılıp götürülmek, cevapları da yanına not edilmek üzere hazırlandı. Sorular velilerin gerçekten sorduğu sorulardan derlendi ve bu sayfanın yanıtlamadığı başlıklar da içine yerleştirildi.

  1. Çocuğumun bugünkü Cobb açısı kaç derece, hangi tarihli röntgenden ölçüldü ve önceki ölçümle arasındaki fark ölçüm payının içinde mi?
  2. Bu açı cerrahi değerlendirme sınırının neresinde duruyor? Şu anda ameliyat gündemde mi, yoksa izlem mi sürüyor?
  3. Çocuğumun iskelet olgunluğu hangi aşamada ve kalan büyümesi ne kadar? Bunu neye bakarak söylüyorsunuz?
  4. Ameliyat gündeme gelirse zamanlaması ne olur? Beklemenin yararı ve riski nedir?
  5. Bu ameliyatla neyi hedefliyorsunuz ve bu çocukta önceliğiniz nedir?
  6. Bu ameliyatta beklenen sonuç nedir, eğrilikte ne kadar bir değişim öngörüyorsunuz ve bu öngörüyü neye dayandırıyorsunuz?
  7. Bu ameliyatın bilinen riskleri neler? Sinir hasarı, felç ve enfeksiyon riskleri hangi sıklıkta görülüyor ve sizin ekibinizin deneyimi nedir?
  8. Omurganın kaç seviyesi işleme dahil olacak? Bunun çocuğumun günlük hareketleri üzerinde bir etkisi olur mu?
  9. Yerleştirilen vida ve çubuklar ömür boyu kalacak mı? Çıkarılmasını gerektiren durumlar neler?
  10. Ameliyatın çocuğumun boy uzamasına etkisi olur mu?
  11. İz nerede olacak, ne kadar uzunlukta olur ve zamanla nasıl bir görünüm alır?
  12. Hastanede ne kadar kalınır, okula ne zaman dönülür, spora dönüş için hangi süreyi ve hangi koşulları öngörüyorsunuz?
  13. Ameliyattan önce ve sonra fizyoterapi olacak mı? Hangi dönemde, hangi hareketler serbest ve hangileri kısıtlı olacak?
  14. İkinci bir görüş almak istersek hangi kayıtları yanımıza almalıyız?
  15. Karar şimdilik ertelenirse hangi aralıklarla kontrole geleceğiz ve arada hangi belirtiyi görürsek beklemeden başvurmalıyız?

Bu soruların bir bölümünün yanıtı "bunu şu an bilemeyiz" olabilir. Bu, kötü bir yanıt sayılmaz. Bilinmeyeni bilinen gibi anlatan bir yanıttan daha güvenilirdir. Mümkünse muayeneye iki yetişkin gidin, biri konuşurken diğeri yazsın. Çocuk da odada olsun, çünkü bazı soruların asıl sahibi odur.

Randevuya giderken yanınızda ne olsun

Cerrah randevusundan verimli bir sonuç almak, büyük ölçüde götürülen kayıtlara bağlıdır. Şunlar yararlı olur:

  • Bugüne kadar çekilmiş bütün omurga röntgenleri, film ya da dijital kayıt olarak, tarihleriyle birlikte
  • Raporlarda yazan Cobb değerleri ve varsa Risser evresi
  • Çocuğun son bir iki yıldaki boy ölçümleri, yani büyümesinin hızlandığı dönemi gösteren kayıt
  • Kız çocuklarında ilk adet tarihi, çünkü kalan büyümenin değerlendirilmesinde sorulur
  • Korse kullanılıyorsa hangi tip olduğu ve günde ortalama kaç saat takıldığı
  • Çocuğun kendi yazdığı iki üç soru

İkinci görüş almak, ilk hekime duyulan güvensizliğin işareti sayılmaz. Ameliyat gibi geri dönüşü olmayan bir kararda iki ayrı değerlendirme istemek olağan ve meşru bir davranıştır.

Karar beklenirken elinizde olan

Ameliyatın konuşulduğu bir dosyada aile çoğu zaman iki kontrol arasında ne yapacağını bilmeden bekler. Velilerin en sık dile getirdiği yakınma, muayeneden çıkarken ellerinde somut bir görev olmamasıdır. Oysa bekleme süresinde yapılabilecek birkaç şey vardır ve bunların hiçbiri hekimin kararına müdahale etmez.

  • Röntgenlerin tarih sırasıyla tek bir yerde toplanması, her ölçümün hangi tarihte ve hangi merkezde yapıldığının yazılması
  • Ölçümlerin mümkün olduğunca aynı koşullarda alınmasının istenmesi, çünkü karşılaştırma ancak benzer koşullarda anlam taşır
  • Korse kullanılıyorsa günlük takma saatinin basit bir çizelgeye yazılması; bu çizelge, muayenede hafızadan verilen tahminden daha güvenilir bir kayıttır
  • Çocuğun aklına gelen soruların aradaki haftalarda not edilmesi, çünkü muayene günü akla gelmeyen soru genellikle o notlarda durur
  • Verilmiş bir egzersiz programı varsa yapılan ve yapılmayan günlerin olduğu gibi işaretlenmesi

Bu işlerin ortak yanı, kararı değiştirmeye çalışmamalarıdır. Yaptıkları şey, karar konuşulurken masada daha iyi bir kaydın bulunmasını sağlamaktır. Ailenin çaresizlik hissini azaltan da genellikle bu tür somut ve küçük işlerdir.

Ameliyat sonrasında fizyoterapinin yeri

Ameliyat olan bir çocukta fizyoterapinin çerçevesini cerrah çizer. Hangi hareketin ne zaman serbest olduğu, hangi yüklenmenin ne kadar süre kısıtlı kalacağı ve programın ne zaman başlayabileceği cerrahın kararına bağlıdır. Fizyoterapi bu çerçevenin içinde çalışır.

Ameliyat sonrası dönemde skolyoza özgü egzersizin yeri ve etkisi konusunda bu rehberin dayandığı kaynaklarda doğrulanmış veri bulunmuyor. Bu nedenle burada bir program tarif edilmiyor. Söylenebilecek olan tek şey, ameliyat olmuş bir çocuğun programının ameliyat olmamış bir çocuğun programıyla aynı kurulmadığı ve cerrahın onayı alınmadan başlatılmadığıdır.

Bu bölüm doğrudan ergene yazıldı

Buradan sonraki birkaç paragrafın muhatabı doğrudan sensin.

Muhtemelen ameliyat kelimesini bir yetişkin konuşmasının ortasında duydun ve akşam telefonunda arattın. Gördüğün fotoğrafların hepsi ameliyat olmuş kişilere ait, yani en ağır uçtaki örnekler. Senin röntgenin onların röntgeni değil ve senin sayın bir başkasının sayısıyla karşılaştırılarak yorumlanamaz.

Şunu bilmen işine yarar: bu senin yaptığın bir şey yüzünden olmadı. Çantanı ağır taşıdığın, kambur oturduğun ya da spor yaptığın için olmadı. Skolyozun nedeni bugün tam olarak bilinmiyor ve bilinmeyen bir şeyin sorumlusu sen değilsin.

Soruları sen de sorabilirsin. Muayenede odada sen varsın ve bazı soruların asıl sahibi sensin, özellikle iz, spor ve okula dönüş soruları. Hekime doğrudan sorman garip karşılanmaz, tersine işini kolaylaştırır. Cevabını anlamadığın bir şey olursa "anlamadım, tekrar anlatır mısınız" demek her yaşta geçerli bir cümledir.

Bir de şu var: egzersizi yapan kişi sensin. Terapist gösterir, ailen hatırlatır, ama hareketi yapan sensin ve bunu haftada birkaç kez tekrarlayıp tekrarlamadığını yalnızca sen bilirsin. Bu, sürecin içinde gerçekten senin elinde olan kısımdır.

Kararı kim verir, tek cümleyle

Ameliyat kararı omurga cerrahının kararıdır ve ailenin onayıyla verilir. Fizyoterapi bu kararın öncesinde ve sonrasında hekimin çizdiği çerçevede çalışır, kararın kendisine karışmaz. Bu sayfanın amacı da o kararı vermek olamaz; yazılma nedeni, karar konuşulurken doğru soruların sorulabilmesidir.

Hazırlayan
Yeditepe Üniversitesi Fizyoterapi ve Rehabilitasyon (Lisans, 2018) · İzmir Bakırçay Üniversitesi Fizyoterapi ve Rehabilitasyon (Yüksek Lisans, 2023) · ISST-Schroth Skolyoz Terapisti · Bornova / İzmir
Bu içerik bilgilendirme amaçlıdır; tanı ve tıbbi değerlendirme hekim tarafından yapılır.

Sık Sorulan Sorular

Ameliyat olmamız gerekiyor mu?

Bu soru genellikle tanı günü sorulur ve çocukların büyük bölümü için yanıt hayırdır. Türkiye verisinde saptanan eğriliklerin onda dokuzu hafif sınıftadır, yani cerrahi değerlendirme sınırının çok altında kalır. Bu sorunun yanıtını ise çocuğun kendi röntgeni, kalan büyümesi ve art arda ölçümlerin gösterdiği gidiş üzerinden hekim verir.

Kaç derecede ameliyat gündeme gelir?

Cerrahi değerlendirme sınırı olarak yaygın biçimde 45 ile 50 derece arası anılır. SOSORT kılavuzu 50 dereceyi aşan eğriliklerde erişkinlikte ilerlemenin neredeyse kaçınılmaz olduğu konusunda uzlaşı bulunduğunu belirtir. Bu aralığa girmek ameliyat kararı verildiği anlamına gelmez, cerrahın değerlendirmeye başladığı anlamına gelir.

Ameliyat ne kadar başarılı, omurga ne kadar düzelir?

Bu sayfa bu soruya yanıt vermiyor. Nedeni açık: bu rehberin dayandığı kaynaklarda ameliyat sonuçlarına ilişkin doğrulanmış bir veri bulunmuyor ve beklenen sonuç çocuğun kendi tablosuna bakılarak değerlendiriliyor. Soruyu muayenede şu biçimde sorun: bu ameliyatta hedeflediğiniz sonuç nedir ve bu öngörüyü neye dayandırıyorsunuz?

Ameliyatın riskleri neler; sinir hasarı, felç veya enfeksiyon olur mu?

Veliler bu soruyu çoğu zaman sesli soramaz, geceleri internette arar. Yanıtı yalnızca omurga cerrahı verebilir; bu rehberin dayandığı kaynaklarda konuya ilişkin doğrulanmış veri olmadığı için burada hiçbir sayı yazılmıyor. Muayenede sorulacak biçimi şudur: bu ameliyatın bilinen riskleri neler, hangi sıklıkta görülüyor ve sizin ekibinizin deneyimi nedir? Bu soruyu sormak hastanın hakkıdır ve muayenede sorulmasında sakınca yoktur.

Vidalar ve çubuklar ömür boyu sırtında kalacak mı?

Bu, kullanılan malzemeyle ilgili bir sorudur ve yanıtı cerrahındır. Bu rehberin kaynaklarında konuya ilişkin doğrulanmış veri olmadığı için burada bir şey yazılmıyor. Muayenede iki parçalı sorun: yerleştirilen malzeme ömür boyu kalacak mı, çıkarılmasını gerektiren durumlar hangileri?

Ameliyat çocuğumun büyümesini engeller mi, boyunu etkiler mi?

Bu soru özellikle ergenler için önemlidir, çünkü o yaşta boy kimliğin bir parçasıdır. Bu sayfa soruya yanıt veremez, çünkü bu rehberin dayandığı kaynak taramasında ameliyatın büyüme üzerindeki etkisine ilişkin doğrulanmış veri bulunmuyor ve yanıt çocuğun kendi tablosuna göre değişir. Soruyu cerraha doğrudan sorun; çocuğun da duyacağı biçimde sormak, onun kendi kaygısını dile getirmesini kolaylaştırır.

Ameliyattan sonra eğilip bükülebilecek mi, spor yapabilecek mi?

Bu soruya bu sayfa yanıt vermiyor. Ameliyat sonrası hareket ve spor konusundaki her yanıt, uygulanan girişimin kendisine ve çocuğun tablosuna bağlıdır; bunu yalnızca ameliyatı planlayan cerrah söyleyebilir ve burada bir tahmin yürütülmüyor. Muayenede hangi sporun yapıldığını adıyla söyleyin, çünkü sorunun yanıtı basketbol ile yüzme için aynı olmayabilir.

Ameliyat izi ne kadar uzun ve geniş olacak?

Bu sayfa iz konusunda bir ölçü vermiyor, çünkü kaynaklarda doğrulanmış veri yok ve yanıt cerrahtan alınır. Aileler bu soruyu çoğu zaman çocuktan gizli araştırır, oysa sorunun asıl sahibi çocuğun kendisidir. Muayenede birlikte sormak, çocuğun bu konuyu tek başına ve daha kötü örnekler üzerinden öğrenmesinin önüne geçer.

Düzenli egzersiz ve korse ile ameliyattan kurtulabilir miyiz?

Yanıt bir olasılıktır. BrAIST çalışmasında korse verilen çocukların bir bölümünde eğriliğin cerrahi sınıra ulaşması engellenmiş, geri kalanında sonuç değişmemiştir; sonucu belirleyen şey de korsenin günde kaç saat takıldığı olmuştur. Bu çalışmanın sayıları ve kaynağı korse ve egzersiz sayfasında veriliyor. Egzersiz tarafında ise ölçülebilen etki daha çok hafif eğriliklerde görülmüştür. Konservatif tedavi olasılığı değiştirir, sonucu önceden söylemez ve cerrahi endikasyonu konmuş bir çocukta egzersiz cerrahinin yerine geçmez.

Hiç tedavi yapılmazsa ne olur?

Bu soruyu sormak yargılanmayı gerektirmez. Tedavi edilmemiş idiyopatik skolyozun elli yıl boyunca izlendiği çalışmada kronik sırt ağrısı skolyozu olan grupta daha sık bildirilmiş, ancak ağrının büyük bölümü hafif ile orta şiddette kalmış ve yaşam süresi beklenen düzeyden farklı bulunmamıştır; oranlar ve çalışmanın kısıtları çocuk ve ergenlerde skolyoz sayfasındadır. Öte yandan SOSORT kılavuzu, 50 dereceyi aşan eğriliklerde erişkinlikte ilerlemenin sürmesinin beklendiğini belirtir. İki bilgi birlikte okunur ve çocuğun kendi tablosuna nasıl uyduğunu hekim değerlendirir.

Ameliyat kararını fizyoterapist verebilir mi?

Hayır. Fizyoterapi tanı koymaz, röntgen istemez, korse reçete etmez ve ameliyat kararı vermez. Cerrahi değerlendirme sınırına gelmiş bir eğrilikte yapılacak ilk şey hekime yönlendirmedir. Fizyoterapi programı, hekim değerlendirmesinden sonra ve onun çizdiği çerçevede kurulur.

Kaynaklar

  1. Negrini S, Donzelli S, Aulisa AG ve ark. "2016 SOSORT guidelines: orthopaedic and rehabilitation treatment of idiopathic scoliosis during growth." Scoliosis and Spinal Disorders, 2018;13:3.
  2. Weinstein SL, Dolan LA, Wright JG, Dobbs MB. "Effects of bracing in adolescents with idiopathic scoliosis (BrAIST)." New England Journal of Medicine, 2013;369:1512-1521.
  3. Schreiber S, Parent EC, Khodayari Moez E ve ark. "Schroth physiotherapeutic scoliosis-specific exercises added to the standard of care lead to better Cobb angle outcomes in adolescents with idiopathic scoliosis — an assessor and statistician blinded randomized controlled trial." PLoS One, 2016;11(12):e0168746.

Gelin, önce tanışalım

Ücretsiz ön görüşmede (15 dk) sorularınız yanıtlanır; ardından isterseniz ayrıntılı değerlendirme (60 dk) planlanır.

Klinik Bornova / Evka 3'te, Erzene Mahallesi'ndedir; Evka 3 metro istasyonu yürüme mesafesinde, Ege Üniversitesi kampüsü ise yakın konumdadır. Ulaşım, çalışma saatleri ve randevu ayrıntıları iletişim sayfasında yer alır.

WhatsApp'tan yazın